Fransız Kalmak
Geçenlerde izlediğim bir video ,fransa tarihi ve gerçekleri konusunda beni tekrardan dusundurmeye tetikledi. Ukala ve aristokrat tavırlarıyla avrupanın ortasındaki bu koca medeniyetin yapıtaşlarını oluşturan tarihi gerçekden de buyuk hata ve ayıplarla dolu.
![]()
Cezayirde yapılan soykırım , onbinlerce kişinin meydanlarda giotinle biten hayatları uzerıne kurulmuş devrimler nerdeyse şehir efsanesine dönüşmüş temizlik anlayışları…
Roma harabelerini gezdiğinizde toplu tuvaletler ve hamamlar dikkatinizi çeker. Şehircilikde onemli bir yer tutan bu anlayış Turklerin Muslumanlıgı kabuliyle yerleşik hayattaki temel kurumları haline gelmişdir. Osmanlının hamam kültürleri bir cihan imparatorlugunda yayılmışken , Paris sokaklarında her an basınızdan aşşagı bir tas pislik atılma korkusuyla yurundugunu biliyormuydunuz ?
Orléans dükü Philip’in karısı alman Elizabeth Charlotte fransız sarayındaki yaşamından, almanya’daki ailesine mektupları hala saklanmaktadır. En şikayet ettiği konu ise, Versailles’da fransız asilzadelerinin, canları istediğinde pantolonlarını indirip, veya eteklerini kaldırıp sarayın koridorlarına işeyip sıçmalarıdır.
bu mektupları ele alarak “fransızları eskiden yola sıçmakla suçlamak” mümkündür.
Bu pis Paris sokakları 1666 yılında temizlenmeye karar verilmiş. Bu Parisliler için öylesine önemli olmuş ki o güne mahsus şiirler yazılmış. 1697 yılında, bir polis raporuna rağmen, Paris halkı bütün kirli suları, -idrar dahil- her çeşit pisliği gece gündüz pencerelerden sokağa boşaltırlarmış. Böyle yapmayıp bir hela sahibi olanlar, helâ diye içine her şeyi attıkları bir çukurdan faydalanıyorlarmış. Arada bir de bu çukuru bahçelerine boşlatıyorlarmış(Iyyyy! ) Geniş Paris sokaklarında ancak ortadan yürürseniz başınıza bir şey gelmezmiş. Her an bir pencere açılır “gare I’eau” ihtarını işitmezseniz bir oturak ya da kirli bir kova muhteviyatını baştan aşağı giymeniz işten bile değilmiş. Sokaklarda helâ bulunmadığı için sokak köşeleri, kilise civarları, hatta sarayların etrafı bu iş için kullanılırmış. Adalet Sarayı’nın her yerinde insan pislikleri varmış. [1]
Tabiki bu tarihi gerçekler her Avrupa Birliği ve medeniyet kavramlarının tartışıldığı konuların temel çıkış noktasıdır… Fransızlar bu ayıplarını kabul ederler. Ama Bardağa dolu tarafından bakıp , geçmişden bu gune tertemiz sokaklarını ve şehirciliklerini gosterip , bardağın boş tarafı olan ülkeniz sorunlarına lafı sokuştururlar… Geçmişe takılmak sadece aptalların meselesi oldugunu iyi bilirler.
Bir zamanlar Aziz Nesin bir söz söylemişti. “Türk halkının yüzde 60′ı aptaldır“ Türk halkına hakaretten dava açıldı. Nesin davadan aklandı ve “İşte aklandığıma göre Türk halkının yüzde 60′ının aptal olduğu mahkeme kararıyla belgelenmiş oldu” dedi.
Yukarda bahsettiğim video da benzeri bir istatisliği sorgular nitelikde… Fransız kim 500 milyar ister programı soruyor : Dünyanın etrafından donen hangisidir? Adam Bilemeyınce halka soruyor : Sıklar Ay ve Güneşde takılıp en cok ayı Gunes alıor.. Adamda halka guvenıp gunesı secınce eleniyor ….
Pek cok yeli yabancı internet sitesi bu videoyu “The Majority of French People Are Dumb” yada “Aptal Fransız Yarışmacı Fransızların yüzde kaçı akıllı bir izleyelim” zevk ve nidalarıyla kamuoyna sunmuş. Fransız IQ su dillere pelesenk olmuş
İlk formal IQ testi bu yüzyılın başında, Fransız hükümetinin, okuldan yararlanamayacak kadar durgun zekadaki çocukların yeterli zeka potansiyeli olduğu halde gerekli çabayı göstermedikleri için başarısız olan çocuklardan ayırt edebilmek amacıyla Binet ve Simon’dan zeka testi geliştirmelerini istemesi üzerine ortaya çıkmıştır. [2]
Gelelim Sadece Türklerin değil tüm dünyanın yuzde kacının aptal olduguna… Sezerciğe “baban yok mu senin? nee yok mu? piç piç!” diyen o mahalle çocuklarından ne farkı var bunu söyleyen adamın? [3] ya da güçlü bir rakibinizi “oğlum sen çocukken altına kaçırıyormuşsun hahaha yuh be!” diyerek aşağıladığını sanmaktan ne farkı var?
Halklarının açlığını dile getiren yaverine “Ekmek bulamadılarsa pasta yesinler canım” dedikten sonra hazin sonu giyotinle biten Fransız kraliçesinden takdire şayandır Fransız Kalmak deyimi …
Yani dünya gerçeklerini umursamaz bir tavırla hayallere dalmakdır Fransız Kalmak…
Belki toplum Aziz Nesin den bugune aptallık seviyesini indirmiş olabilir ama ya içimizdeki bugune ve geleceğe fransız kalanların artışına nedemeli ?
Fransız kalıyoruz…
Siz fransızlar sokaklarına pisliyomus eskiden diye gulerken onlar bugunki tertemiz sokaklarına şu afişleri yapıstırıyorlar
AB sevdalilarına duyurulur;Bir kuzey afrikali kadini Turk kadini pozunda resimlemisler ve
VIAGRA da alsam olmuyor.
TURKIYE ne bir gecelik, ne de omur boyu…
Seninle beraber olamam diyormuş
biz yinede Fransız Kalıyoruz …
Bu Yazıyı Yazdır

















Girisi ile gelismesi ile vurucu sonu ile basarili bir calisma olmus.
yorumlarim :
- insanlik tarihi denilen sey de turlu vahset, pislik, duzenbazlik vb den ibaret degil midir? Degildir!
“Nereden Gelip Nereye Gidiyoruz” siirininin bir bolumunde soyle der Nazim:
…………
Doğrultup belimizi kalktığımızdan beri iki ayak üstüne,
kolumuzu uzunlaştırdığımızdan beri bir lobut boyu
ve taşı yonttuğumuzdan beri
yıkan da, yaratan da biziz,
yıkan da yaratan da biziz bu güzelim, bu yaşanası dünyada.
Arkamızda kalan yollarda ayak izlerimiz kanlı,
arkamızda kalan yollarda ulu uyumları aklımızın, ellerimizin, yüreğimizin,
toprakta, taşta, tunçta, tuvalde, çelikte ve pılastikte.
Kanlı ayak izlerimiz mi önümüzdeki yollarda duran?
Bir cehennem çıkmazında mı sona erecek önümüzdeki yollar?
…
Her toplumun tarihinde savastan, temizlik aliskanligina kadar tum konulardaa “kanli ayak izleri” var.
Medeniyet savasinda one gececekler ise kendi kanli ayakizlerini inkar etmeden yuruyecekler olacak…
sondaki afisten anlasilacagi gibi fransizlar icinde de hala irkci sacmaliklar var.bunu bir millete karsi terbiyesizlige varacak boyuta getirebildiklerine gore de daha cook firin ekmek yemek gerekiyor.
bununla birlikte kendimizi dogru bir sekilde anlatmamiz da gerekiyor avrupa medeniyetine. bunun icin de kendimizi tanimamiz gerekiyor once… bir hayli zor bir is yani anlayacaginiz musassir medeniyetler seviyesine cikmak sanati.