Olimpiyat Halkaları
Güçler dengesi, insanoğlunun kendini ve bağlı olduğu toplumu temsilinde ön plana çıkmasıyla spor eski yunanda bir dini ritüel halini almıştı. Bugünkü batı topraklarında MÖ 761′de Olimpia adı verilen kentte düzenlenen yarışmaların ilk ve tek yarışında Koroyibos 190 metre koşuda galip gelerek efsaneleşti. Oyunlar zamanla sporculara şöhret ve para getirmiş, gösterişli vücutlarıyla heykeltıraşların modelleri olarak günümüze kadar yansıdı.
Romanın bu topraklara hakim olmasıyla eğlence anlayışı gitgide ölümle sonuçlanan arenalara dönüşüp bir rant kapısı haline geldiğinde İmparator Teodosyus MÖ 394 yılında oyunlara son verdi. Yüzyıllarca süren bekleyiş modern olimpiyat hareketinin başlatılmasıyla yeniden hayat buldu.
Antik oyunların yapıldığı Olympia antik kentinin tarihi kalıntılarının gün yüzüne çıkması Uluslararası arenada bu açığı kapatacak bir spor ağının oluşturulması fikrini yeniden ateşledi. Baron Pierre de Coubertin önderliğinde Paris de düzenlenen kongrede Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) kuruldu.
1896 Atina da tekrar hayat bulan olimpiyatlar 1940 ve 1944 de İkinci Dünya savaşı nedeniyle yapılamaması hariç her dört senede bir düzenlenerek dünyaya barışı, dostluğu teşvik etmek ve amatör oyuncuları desteklemek amacıyla devam etmektedir.
Baron Pierre de Coubertin 1913 Antwerp olimpiyatlarında markalaşma yönünde önemli bir adım atarak Eski bir yunan eserinden esinlenerek çizdiği “iç içe geçmiş 5 halka 5 renk” ile bugünki “Olimpiyat Halkaları” amblemini geliştirip kullanılma sundu.
Bu beş halkanın beş kıtayı temsil ettiği yönündeki yaygın ınanışın aksine Baron, halkalardaki renklerin o zamana dek katılmış ülke bayraklarının ana renklerinden esinlendiğini söyledi.
Avrupa yeşil, Okyanusya Mavi, Afrika siyah, Amerika Kırmızı, Asya Sarı ile bütünleşerek günümüze dek süren ilişkilendirme sadece insanoğlunun yakıştırmasından ibaretmiş.
Olimpiyat tarihi ise yalnız sportif başarıları ifade etmez. Onu Efsanevi kılan güncel propaganda ve politik taraflarıdır.
Hitlerin açılışını yaptığı Berlin olimpiyatları sözde Alman arî ırkının gücünü tüm dünyaya ispatlamasında bir araç olarak kullanılması nedenli güçlü bir iletişim aracı olarak kullanıldığının bir simgesidir.
Savaşan milletlerin aynı arenada ortak bir güç dengesi içinde yarışmaları, ezilmiş Afrika ülkelerinin sömürücü devler karşısında aldıkları zaferler, ABD vatandaşı zencilerin kazandıkları madalya törenlerinde yumruklarını havaya kaldırarak ırkçılığa tüm dünya gözü önünde korkusuzca meydan okumaları hep bundandır.

Olimpiyatlar bir semboldür…
Birbirine saygı duymak zorunda kalan farklı ülkülerin, farklı kültürlerin, farklı dünyaların insanlarının bir arada yaşayabileceğini simgeleyen barış dolu bir dünyanın habercisidir…
Kısacası önemli olan kazanmak değil , bu hayalin bir parçası olabilmektir..
Kaynaklar [1][2][3][4]
Bu Yazıyı Yazdır



















saygının, kardeşliğin, birbirine eşit koşullarda rekabet etmenin geriye kalmış tek aracı olimpiyat oyunları, 4 yılda bir de olsa, bize insan olmayı hatırlatıyor… ellerine emeğine yüreğine sağlık Doğu…
insanlik adina umutlandigimiz gunler bu gunler…dunya barisi, dostluk, kardeslik umutlari degil bahsettigim. ulkeler bozan, canlar alan insanoglunun sadece yikan degil, yaratan da oldugu gunler yasiyoruz.
100 lerce ulkeden gelen 1000 lerce sporcunun, 10larca spor dalindaki mucadelelerini mukemmele yakin bir sekilde organize edebilen bir zekadan bahsediyorum. teknik, gorsel ve sanatsal kapasitesinden bahsediyorum…
umut vaadeden gunler yasiyoruz…