Ermeni Tasarısı , Tepki ve Politika

Ermeni Tasarısı , Tepki ve Politika

Yakın zamanda Paris’in tavrıyla pekişen kuvvetler dengesi Amerika nezdinde tasarının oylanmasıyla farklı bir boyut kazandı. Fransa Parlamentosu, Ermeni soykırımı iddialarının inkarını suç sayan yasa tasarısının kabulünde Türkiye’nin duruşu hiçe sayarak yasalaştırması özünde lobinin etkin bi sonucu olarak farkındalıkları artırdı.Amerikan parlamentosunun etkin bir kanadı olan Temsilciler Meclisi Ermeni Soykırımını Kabul eden tasarıyı sadece çoğunlukla onaylayarak bu dışa vurumu kabullendi. Yasalaşma surecinde Başkanın imzası gereken gerekçeler lobinin etkin kanadının buna gerek görmemesiyle zaten önceden planlanmıştı.


Sözde Ermeni “Soykırım” iddialarını tanıyan ülkelerin sayısı 20′ye çıkması bi yana an itibari ile orta doğuda servetini geleceğini ve tüm stratejisini koymuş bir ülkenin “sözde” tasarıyı kabul ederek “sözde” müttefikliği Türk halkınca bir kez daha tartışılır hale gelmiştir. Hükümet artan terör olayları ve müttefiksizliğin yan yana gittiği yalnızlık duygusunu, endişe içindeki halkın yoğun tepkisiyle karşılaşmadan bir an önce tezkere kararı ile açığa çıkarmak istese de, politika olarak sınıfta kalmış bir Türkiye’nin zayıflığı yeniden ortaya çıkmıştır.

1965′den bu güne kadar toplam 20 ülke sözde soykırımla ilgili iddiaları kabul etti.
Bu ülkelerde, sözde soykırımla ilgili tasarılar en çok 2005 yılında kabul edildi. Toplam 7 ülkede sözde soykırım, 2005 yılında tanındı.

Temsilciler Meclisinde kabul gören tasarı pek çok yanlış bilgi ve ön yargılarla dolu içeriği , Osmanlı’da 2 milyon Ermeni’nin sürgüne tabi tutulduğu ve bunların 1.5 milyonunun öldüğü iddia edilmektedir. Ermeni Lobisini yakınlığı ile tanınan ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Demokrat Nancy Pelosi , Tasarının oylanmasındaki etkin rolünü ve içeriğinin yeniden düzenlenmesindeki katkılarını basından hiç gizlemedi.

1975 de bir kez daha Temsilciler Meclisinden geçen taslak senatodan yüz bulmayınca geri çevrilmiş olması ile 2007 yılında yeniden alevlendirilen bu karmaşanın gerçekte etkisi ne yönde olabilirdi…?

“Sözde Soykırım” ı tüm dünyanın gözü önünde , basında ve ülkeler arası diyalogda güncel tutmak , benzersiz bir baskı unsurunun en önemlisi tüm dünyada kutuplaştırılmış Türk ve Ermeni ulusunun kendilerince haklı davalarında mutlak bir ayrılığa itmiyor mu …!

Globalleştirilen , ulus devlet politikalarının emparyel düşünceye hizmeti , bazı hezimetlere yol açsada , halkımızın haklı tepkisi belki kin belki nefretle başlayacak yarınlar ordusunu tetiklemekde…

Geçmişi tarihçilere bırakmayan politik tavır, siyasete orduları karıştırmakda yüzsüz davranmayacaktır.

D.Ünal

Tasarının Türkce Metni

(1) Ermeni soykırımı 1915 -1923 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu tarafından tasarlanıp uygulandı ve yaklaşık 2 milyon Ermeni’nin sınır dışı edilmesiyle, bunlardan 1,5 milyon kadın, erkek ve çocuğun öldürülmesiyle, kurtulan 500 bininin de evlerinden kovulmasıyla ve 2500 yıllık Ermeni varlığının anavatanından tasfiye edilmesiyle sonuçlandı.

(2) 24 Mayıs 1915 Müttefik Kuvvetler; İngiltere, Fransa ve Rusya ilk kez açıkça bir başka hükümeti “insanlığa karşı suç” işlemekle itham eden ortak bir bildiri yayınladı.

(3) Bu ortak bildiride, “Müttefik Kuvvetler’in, bu suç için Osmanlı Devletinin tüm üyelerini ve yanında bu katliamlara bulaşmış işbirlikçilerini de bizzat sorumlu tutacağını açık açık Bab-ı Ali’ye beyan eder” deniliyordu.

(4) I. Dünya Savaşı sonrası Türk hükümeti, Ermeni soykırımının “organizasyonu ve uygulamasında” ve “Ermenilerin katliamı ve imhasında” yer almış bulunan üst düzey yöneticileri suçladı.

(5) Jön Türk Rejiminin (İttihat ve Terakki Partisi) yetkilileri, kurulan askeri sıkıyönetim mahkemelerinde, Ermeni halkına karşı katliamlar organize etme, uygulama suçlamasıyla yargılanarak mahkum edildiler

(6) Ermeni soykırımının başta gelen organizatörleri olan Harbiye (Savaş) Bakanı Enver, İçişleri Bakanı Talat ve Donanma Bakanı Cemal işledikleri suçlardan dolayı idama mahkum oldular, ancak mahkemelerin kararları uygulanmadı.

(7) Ermeni soykırımı ve bu adlî başarısızlıklar, Avusturya, Fransa, Almanya, Büyük Britanya, Rusya, Amerika Birleşik Devletleri, Vatikan ve diğer birçok ülkenin ulusal arşivlerinde yer alan karşı konulamaz delillerle belgelenmiştir. Bu belgelerdeki sayısız kanıt, bu gerçekleri, bu olayları ve bu sonuçları doğruluyor.

(8) ABD Ulusal Arşivleri, Ermeni soykırımı İle ilgili çok kapsamlı ve doğru belgeleri bünyesinde barındırmaktadır. Özellikle de ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 59. kayıt grubu altındaki 867.00 ve 867.40 numaralı dosyalar kamuoyu ve ilgili kuruluşların kullanımına büyük ölçüde açıktır.

(9) 1913-1916 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’nu nezdinde ABD Büyükelçisi olan Henry Morgenthau, aralarında Osmanlı İmparatorluğumun müttefiklerinin de yer aldığı çeşitli ülkelerin resmi görevlilerinin Ermeni soykırımına ilişkin protestolarını organize etti ve başını çekti.

(10) Büyükelçi Morgenthau, ABD Dışişleri Bakanlığı’na Osmanlı İmparatorluğu hükümetinin politikasını “bir ırkın imha kampanyası” olarak açıkladı ve kendisine 16 Temmuz 1915′te Dışişleri Bakanı Robert Lansing tarafından “Bakanlık, Ermeni zulmünü durdurmak için (yürüttüğünüz)….prosedürünüzü onaylıyor” şeklinde bir talimat verildi.

(11) 9 Şubat 1916′da Kongre’nin hem Senato hem Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen 12 sayılı kararında, ABD Başkanından, “bu ülkenin vatandaşlarının, o tarihlerde açlık, hastalık ve tarifsiz acılarla boğuşan Ermenilerin refahı için toplanmakta olan fonlara katkıda bulunarak onlara olan sempatilerini ifade edebilecekleri bir gün ayırmasının” önerilmesi kararlaştırdı.

(12) Başkan Woodrow, bir Kongre kararıyla, Amerikan halkının evlatları sayılan 132.000 öksüz ve yetim dahil, Ermeni soykırımından kurtulanlara yardım temelinde 1915-1930 arasında $116.000.000′lık bir tutara ulaşan ve “Yakın Doğu Fonu” olarak bilinen derneğin oluşturulmasını onayladı ve teşvik etti.

(13) 359 Sayılı, 13 Mayıs 1920 tarihli Senato Önergesi, “Senato Dış İlişkiler Komitesinin Alt Komitesi tarafından yürütülen oturumlarda alınan tanık ifadelerinin rapor edilen katliamların ve Ermeni halkının çektiği diğer mezalimlerin doğru olduğunu açıkça doğruladığını” ifade ediyordu.

(14) Önerge, General James Harbord tarafından yönetilen Ermenistan Amerikan Askeri Misyonu Senatosuna gönderilen ve “tecavüz, ihlal, işkence ve ölüm yüz güzel Ermeni vadisinde unutulmayacak hatıralar bırakmıştır ve o yörede gezenler bütün devirlerin bu en muazzam cürümünün delillerinden kendilerini pek uzak tutamazlar” diye yazan 13 Nisan 1920 tarihli raporun ardından geldi.

(15) ABD Holokost Anma Müzesi’nde de gösterildiği gibi, Adolf Hitler, komutanlarına 1939′da Polonya’ya saldırı emri verdiğinde kendisine yöneltilen eleştirileri “Bugün Ermeni soykırımını kim hatırlıyor” diyerek bertaraf etmiş ve Yahudi soykırımının önünü açmıştı.

Ayrıca : Her Madde de Türk Uzmanlarının görüş ve iddaları için Bakınız

İddialara Verilen Cevaplar


Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Ahkam Kesme Alanı ( Yorumlayınız )